2. Bölüm: Şehitlerin Huzurunda Enfes Bir Tur

Fatih Güçlü:

Saatlerimiz 13:00’e doğru gelirken “Havuzlar”dan hareket ettik. Bu sefer ayrılmadan önce Hüseyin doğru rotayı belirlemek üzere çay bahçesi işletmecileri ile uzunca bir sohbete koyuldu. Hüseyin’in çay bahçesi sahiplerinden edindiği bilgi nedeniyle oldukça rahatlamıştım, kaybolma riskimiz bana göre ortadan kalkmıştı. Hüseyin de bu konuda sorduğum sorulara “Yok abicim artık bundan sonrasında problem yok.” Diyerek yanıt veriyordu.

Hüseyin Suda:

Yolun bundan sonra Seddülbahir Köyü’ne kadar olan bölümünde tamamen patika ve orman yollarından ilerleyeceğiz. Havuzlar çıkışında köylülerden yol ayrımlarına ilişkin tarifler aldıysak da birbirini kesen, sağa sola ayrılan birçok patika ve orman yolu bizi bekliyor.  Doğru olanı seçmek hiçte kolay olmayacak. Her şeye rağmen bu ortamın bir parçası olmaktan sonuna kadar mutluyuz. Havuzlar vadisinden Batıya doğru pedal basarak bir dere yatağını bulmamız gerekiyor. İlk işaretimiz burası. Zafer çığlıkları arasında kurumaya yüz tutmuş dere yatağına ulaşıyoruz.

17 Mayıs 2008


Seyit Onbaşı Şehitliği - Havuzlar ve ilk kerteriz noktamız dere yatağı arasında izlediğimiz yol...

 Fatih Güçlü:

Yolumuz yine araziydi ama merkezden uzaklaştıkça yolun daha da bozulduğunun farkına varıyorduk. Özellikle yolda biriken kum yığınları ritim tutturmuş giderken bisikletlerimizin kaymasına ve dengemizin bozulmasına yol açıyordu. Fakat çok şükür dikkatli seyrettiğimizden herhangi bir tehlike veyahut problemle karşılaşmadık. Çay bahçesi işletmecilerinin tarifi ile bir dere yatağından geçerek sıkı rampa çıkmaya başladık.

Yol kış aylarındaki yoğun yağıştan dolayı oldukça yıpranmıştı, yoldan akan suların açtığı oyukların arasından gitmeye devam ettik. Yol üzerinde derin çöküntüler de yer almaktaydı, bunların da yanından geçerek yolumuza devam ettik. Bu aşamada girdiğimiz yanlış bir yolun uçuruma çıkması nedeniyle gerisin geri dönmemizi küçük bir dalgınlığa bağlamayı da ihmal etmedik. :)) Sıkı rampalardan sonra izlediğimiz istikamete yönelmeden evvel Hüseyin üstten denizi ve manzarayı görmek istedi. Gitmemiz gereken istikametin tam ters yönüne yönelerek yukarıdan manzaraya baktık. Görüntü gerçekten muhteşemdi.

Hüseyin Suda:
 

Tırmandığımız bu bölgenin yerel adı Akyarlar olarak biliniyor. Akyarlar,Boğazdan deniz yoluyla geçerken çok dik ve sarp yamaçları ile dikkat çeker. Hatta yerel olarak Yaşar Kaptan'ın evi olarak bilinen burun sert poyrazda dalgaların akıntıyla çarpıştığı özellikle küçük teknelerin Çanakkale yönüne dönerken en çok zorlandığı noktalardan birisidir.İşte yıllar boyu defalarca gelip geçtiğim her noktasına ait onlarca hikayeyi dinlediğim ve yaşadığım yerlere farklı bir açıdan bakacak olmak ve fotoğraflarını çekmek beni son derecede heyecanlandırıyordu.Bu hedefe bisikletle ulaşıyor olmanın keyfini ise tarif etmek çok zor. Bazen kendinizi bulmanız için yolunuzu kaybetmeniz gerekir,işte yolumuzu kaybettiğimiz bir yerde bulduklarımız bizi kendimize getiriyor.
 

Çanakkale - Kilitbahir geçişinden Akyarların  görünüşü (aşağıdan yukarı)



Akyarlardan Boğazın Çanakkale yönüne bakış (yukarıdan aşağı)


 
Hüseyin Suda:

Fatih dağ bisikletine,dağ bisikleti de dağlara tepelere çok yakışıyor. Bu Fatih'in ve benim ilk ciddi arazi sürüşümüz. Dağ bisikletinin  ve üzerindeki  parçaların gerçekte ne işe yaradığını bu sürüş sırasında anlıyoruz.Doğru seçimler yaptığımız konusunda da fikir birliğine varıyoruz.Manzara karşısında fotoğraf çekmekten kendimi alamıyorum,bir ara Fatih "abi ne zaman istersen gidebiliriz"diyor ve yola devam ediyoruz.  Eceabat'tan buraya kadar kilometre saatlerimiz 26km'yi gösteriyor.Yaklaşık olarak yolumuzun yarısını geride bırakıyoruz. Ancak önümüzde bilinmeyeni çok ve daha zorlu bir parkur var.


 
Burada zemin oldukça bozuk,neredeyse bir lastik genişliğindeki keçi yolundan ilerliyoruz. Buradan geriye dönüp geldiğimiz yolu bularak oradan devam edeceğiz. Sonrasında hangi yolu sececeğimizi ise bilmiyorum sadece gideceğimiz yönü biliyorum. Arkada Kepez Burnu,solda Kepez Köyü ve Limanı sağda ise Dardanos Koyu görülüyor. Kepez Burnu'da balıkçılık açısından çok tercih edilen,akıntının kuvvetli olduğu meralardan birisidir. Kepez ayrıca meyva bahçeleri ile ünlü bir bölgedir.

Orman yangınlarının sıçramasını engellemek amacıyla açılmış yoldan geri dönüyoruz, alttaki resimde Karanlık Liman denilen boğazın Ege çıkışında genişlediği bölüm görülüyor. Karanlık Liman 18 Mart 1915 deniz savaşında Türk topçusunun isabetli atışları ve Nusrat Mayın gemisinin kahramanca döşemiş olduğu mayınların etkisiyle İngiliz ve Fransız donanmalarının birçok savaş gemisine mezar olmuştur. Bu batıklar günümüzde balıkçılık açısından verimli meralar haline gelmiştir. Bozcaada resmin orta-sağ kısmında ufukta görülüyor. Bundan sonraki durağımız Soğandere Şehitliği olacak ancak elimizde kesin bir rota yok,buna karşılık sayısız yol seçeneğimiz mevcut. Göz kararı bir tanesine dalıyoruz.

 

 

Fatih Güçlü:

Hüseyin’in önderliği ve liderliği sayesinde kendimizi yine bir ormanın içinde bulduk ve bu orman içerisinde yine kaybolduk. :) Hüseyin uğrayacağımız şehitliğin bu ormanın sonunda olduğunu belirterek buradan geri dönüp normal yoldan gidersek çok zaman kaybedeceğimizden ormandan aşağıya doğru uzanan tepeden inmemizi önerdi. O kadar sıkı rampa yetmezmiş gibi elimizde bisikletleri alıp ayaklarımızı çizen dikenlerle beraber yarı kayar yarı yürür bir şekilde ormanın aşağı bölümüne indik. Bu arada saatlerimiz 15:00’i göstermekte idi ve ben yorgunluktan harap ve bitap düşmüştüm. Hüseyin ise yorgunluğumun farkına varmış olacak ki yolu bir kere daha kaybetmiş olduğu için benden özür diliyordu. Hüseyin’e özre gerek olmadığını bunun kendisinin de deyimiyle hem tur hem de yarı bir macera olduğunu dile getirdim.


 
Hüseyin Suda:
 

İşte tam burada yorgunluk kendini hissettirmeye başlıyor. Fatih'in yüzündeki ifadeye dikkat,yorgun ancak pozitif (+).Saat 04:00'da İstanbulda başlayan uzun gün Soğandere sırtlarındaki çam ormanı içinde devam ediyor.Sıcak bir Mayıs günü,kollarımız ve ensemiz güneşten yanıyor. Şehitliğin semalarında dalgalanan bayrağı buradan görebiliyoruz. Bu da bir anlamda sularımızı tazeleyebileceğimiz yeri işaret ediyor bize.
 
 

 
Fatih Güçlü:

Biraz dinlendikten sonra hemen yakınımızdaki Soğandere Şehitliğine doğru yola koyulduk. Şehitlik bayrağımızın simgesi olan yere yatay şekilde yapılmış ay ve yıldızdan oluşuyordu ve yıldızın üzerinde mermerden bir anıt vardı. Ay şeklinin içine yurdun dört bir yanından Çanakkale savaşında savaşmak için gelen kahraman Mehmetçiklerimizin gelmiş oldukları şehirler, o dönemin asker başlığı şeklindeki heykelleri üzerine yazılmıştı. Bu şehirler arasında o zaman Osmanlı toprağı içerisinde yer alan şehirlerimizi de görmek ayrıca ilginç geldi bizlere. Şehitlerimizin huzurunda duygulanmamak, ülkemizin bağımsızlığı için canlarını feda eden bu kahramanların ruhlarını anmamak mümkün değildi. Bu duygu seli içerisinde bazı ziyaretçilerin piyango çekilişi gibi kendi illerinden şehit bulma telaşına girmeleri bizleri biraz üzmüş olsa da, bu durumun şehitlerin huzurunda olmanın ve böyle bir turu yapmanın mutluluğunu zedelemesine izin vermedik. Yolumuz daha uzundu ve güneş batmadan motele ulaşmamız gerekiyordu. Bu nedenle Hüseyin ile tekrardan yola koyulduk.

Fatih Güçlü:

Kısa bir asfalttan sonra araziye giriş yaptık. Bu parkur da oldukça zorlu bir parkur olduğunu dik yokuşlarıyla daha en başta bizlere hissettirdi. Bacaklarımıza kuvvet, basmaya devam ediyorduk. Bir ara öyle dik bir yokuşa denk geldik ki Hüseyin bisikletinden inip yokuşun belli bir kısmını yürüyerek çıkmak zorunda kaldı. Ben ise inatla o dik yokuşu çıktım ve tepeye ulaştım. Ama tepede beni bir sürprizin beklediğinden habersizdim. Bin bir cefa ve inat ile çıktığım yokuşu aslında Hüseyin’in sapmamız gereken bir sapağı kaçırması nedeniyle boşuna çıktığımı ıkına sıkına söylemesi sonucu idrak etmem birkaç dakika alsa da, çabucak toparlanarak doğru yolu bulmak üzere hareket etmem fazla uzun sürmedi. :) Benim yerimde başkası olsa Hüseyin’in boğazına mı sarılırdı bilemiyorum, ama biz buraya macera ve dolu dolu bir tur için gelmiştik, istediğimiz de en iyi şekliyle oluyordu. Benim de bu durumdan bir şikâyetim yoktu doğrusu. Çünkü her şey o kadar mükemmeldi ki başımıza kötü bir şey gelmeyeceğini biliyor ve hissediyordum,arazide sürmenin zevkini onun sayesinde ilk kez tatmış oldum.  



 

Hüseyin Suda:

Bu ciddi anlamda çıktığımız son rampa gibi görünüyordu,ama hem çok dik hemde zemini çok bozuk olduğundan bir hayli zorlandık.Bunun yanında yanlış yol seçimi nedeniyle arazide rota dışındaki güzellikleri de görme fırsatını yakalamış olduk.Yanlış yola sapmasak aşağıdaki fotoğraf çekilmemiş ve sizlerle paylaşılmamış olacaktı.Rotaya göre denizin hemen üzerinde,sarp bir uçurumun kenarında olmamız gerekiyordu.Oysa ki üzerinde bulunduğumuz yol bizi denizden uzaklaştırıyordu.Fatih'e acı bir haber daha vermek zorundaydım,verdim de...
 

Fazladan çıktığımız dik rampadan kolayca geldiğimiz yere iniyoruz.Sola denize doğru saparak patikayı takip ediyoruz.İşte olmamız gereken yerdeyiz.Burası yerel adı "Eğri Boyun" olarak bilinen karadan yaya olarak denizden ise tekne ile ulaşılabilen bir balık cenneti aynı zamanda midyesi de çok lezzetli bir mera.Adını dalgaların altını oyarak bükülmüş bir boyun görünümüne benzettiği kayadan alıyor.Burada teknenizi doğru yere demirlerseniz balık tutmamanız oldukça zor.Tabiki doğru yem seçimi ve doğru akıntı da etkili faktörler arasında.Karşı kıyıda görünen yerleşim yeri Güzelyalı,Çanakkale'nin yazlık olarak tercih edilen mekanlarından bir tanesi,biraz sağında tepede ise İntepe köyü görülüyor.Burada bol bol fotoğraf çekip manzaranın keyfini çıkartıyoruz.Karşısı Karanlık Liman;İngiliz ve Fransız donanmasına ait birçok gemi bu bölgede denizin 70-80 metre dibinde yatıyorlar.Onların bundan 93 yıl önce bu sularda nasıl bozguna uğradığını konuşuyoruz Fatih'le; kimbilir bulunduğumuz yerden nasıl ihtişamlı görünüyorlardı...



 

Tenger sırtlarından geçerek yolumuza devam ediyoruz.Üzerinde bulunduğumuz küçük dere kaynağı Tenger Koyunda denize kavuşuyor.Kısa bir mola verip bu güzel doğa parçasının keyfini çıkartıyoruz.Bu bölümde rotamız çok net olarak izlenebiliyor.Kaybolma riskimiz yok gibi.Şehitler Abidesine yaklaşıyoruz.



Fatih Güçlü:

Çanakkale şehitler abidesi artık iyice görünür olmuştu. Doğru yola bu sefer yaklaştığımızı hissediyorduk ki 3 tane çoban köpeği üzerimize doğru koşmaya başladılar. Turumuzdaki en büyük ikinci 3.5 olayı burada gerçekleşmişti. :) Allahtan ben Hüseyin’den daha hızlı hareket ederek köpekleri geçmiş ve sahibinden köpekleri çağırmasını rica etmiştim. Koyun kırpan sahibi sayesinde köpekler sakinleştiler ve yolumuza devam edebildik.

Fatih'in hemen üzerinde Şehitler Abidesi görülüyor.
 
Fatih Güçlü:

Sürü sahibi sorduğumuz soruya karşılık abideye giden asfalt yola çok yaklaştığımızı beyan etti. Hüseyin tam bu sırada “Abicim Abideye giden asfalttan başka toprak bir yol yok mu?” diye sürü sahibine sormaz mı? :) Ben Hüseyin’in bu sorusunu duymazdan gelip bastım pedallarıma, yeniden arazide kaybolmaya doğrusu artık hiç niyetim yoktu. :)
                                                                                        
 



Hüseyin Suda:

Şehitler Abidesi'ne giden asfalt yol öncesindeki son toprak rampa bisikletimin gidonundan böyle gözüküyor. Eceabat'tan bu yana 45,38 km yol kat etmişiz. Mesafe olarak kısa ancak oldukça maceralı, yer yer teknik iniş ve çıkışlar gerektiren, kısacası bize göre zorlu bir parkur için uzun sayılabilecek bir deneyimin sonuna geldik. Birazdan Şehitlerimizin huzuruna çıkacağız bu nedenle de heyecanlıyız.



Sonunda ana yola çıkıyoruz Abide yönüne doğru giderek yaklaşık 5 km sonra Şehitler Abidesi'ne ulaşıyoruz.

Fatih Güçlü:

Binlerce şehidimizin isimleri cam levhalar halinde mermerden çerçeveler içine yazılmıştı, isimleri belli olmayanlar için de ayrı bir anıt mezar yapılmıştı. Kendilerinin ruhlarına rahmet diledikten sonra eşiz manzaranın ve anıtların önünde resim çektirip motelimize doğru yola koyulduk. Bu ihtişamlı ve dolu dolu günü tatlı bir yorgunlukla bitirmenin derin mutluluğunu içimizde hissediyorduk.
 


 
Hüseyin Suda:
 

Çanakkale Savaşlarında sayıları 250.000'i aşan şehitlerimiz anısına inşa edilen Çanakkale Şehitler Abidesi ilk günümüzün son durağı. Çanakkale şehitleri anısına ilk olarak anıtın yapılması için Alçıtepe düşünülmüş ve planlanmış, ancak arazinin bozukluğu ve denize uzak oluşundan ötürü bundan vazgeçilmiş ve bugünkü yerine yapılmıştır. İlk kez bu anıtın yapılması 1944’te kararlaştırılmış anıtın yapımına 19 Nisan 1954’te başlanmış ve 21 Ağustos 1960’ta tamamlanarak açılmıştır. Burada duygu yüklü anlar yaşıyoruz. 

 

 
Çanakkale Boğazı'nın Ege Denizine açıldığı noktada günün son pozunu çekiyoruz. Üzerimizde tatlı bir yorgunluk var,biraz da acıkmışız galiba.Tüm günü Tekirdağ'da sabah 07 sularında ettiğimiz kahvaltı ile tamamlıyoruz. Doğrusu ne Fatih'in ne de benim yemek yemek gün boyu aklımıza gelmiyor.Ama artık zamanıdır diyoruz ve geceyi geçireceğimiz Motel'e doğru pedal basıyoruz.

 
Motel Abide,Morto Koyundaki tek turistik tesis.Morto Koyunda imar izni yok.Ancak motel 1970'li yıllarda inşa edilmiş.Bu nedenle şu anda SİT alanı olan Gelibolu Yarımadası'nın bu bölümündeki tek tesis olma özelliğine sahip.Sade ve doğaya uyumlu yapısı ile mevcut tarihsel yapıyı bozmadan varlığını sürdürüyor.Kafa dinlemek için Dünya yüzündeki en sessiz mekanlardan birisi diyebilirim.Yemekleri de bir o kadar lezzetli.Burada olmamızın bir nedeni de bu zaten.Lezzet nerede biz oradayız.İşletmeciliğini yapan çocukluk arkadaşım Hakan İşoğlu ve ailesine de buradan sonsuz teşekkürler,bize tur boyunca çok iyi baktılar doğrusu.




1.Günün sonu...

Devam edecek

Posted Jun 02 2008, 05:58 PM by Hüseyin Suda
Kategori Etiketleri: , ,

Yorumlar

Zeynep Özdemir Yaz re: ŞEHİTLERİN HUZURUNDA ENFES BİR TUR 17 Mayıs 2008 /1.Gün-2. Bölüm
tarih Mon, Jun 2 2008 19:40

Ayaklarınıza sağlık  i böle bi grubun içinde bulunmak isterdim gördükçe imreniyorum açıkçası :)

H. Can Demirel Yaz re: 2. Bölüm / ŞEHİTLERİN HUZURUNDA ENFES BİR TUR
tarih Tue, Jun 3 2008 12:37

Sevgili dostlarım tek kelimeyle mükemmel bir gezi ve keşif olmuş.Paylaşım,fotoğraflar ve anlatımınız için teşekkür ederim.

Lütfen bisikletciler ailesi olarak bu diyarlarda hepbirlikte bir gezi planlıyalım.

hdeveci Yaz re: 2. Bölüm / ŞEHİTLERİN HUZURUNDA ENFES BİR TUR
tarih Tue, Jun 3 2008 12:46

Varya sizlere kocaman bir BRAVO diyorumkeşke bizde olbilseydikte kaybolsaydık ormanda :)

ayaklarınız kadar kalemlerinizde formda maşallah,

çok çok teşekkürler bir solukta okudum ve devamı çabuk yazsanız diyorum :)

Hüseyin Suda Yaz re: 2. Bölüm / ŞEHİTLERİN HUZURUNDA ENFES BİR TUR
tarih Tue, Jun 3 2008 13:18

Değerli yorumlarınız için çok teşekkürler.

Zeynep Hanım İzmir'de de çok keyifli guruplar olduğunu biliyorum,guruplar bölümünden aktivitelerini takip edebilirsiniz.Yolunuz İstanbul'a düşerse de Çarşamba turlarımıza bekleriz.(CSG)

Sevgili Can,bu parkurda gezi fikrine varız,bir daha kaybolmayız bu kesin ancak planlama konusunda sizin tecrübelerinize ihtiyacımız olacak.

Harun kardeşim,3. bölümü yarına yetiştirmeye çalışıyorum. Yazıyı hazırlamak bizim için de çok keyifli oluyor,herşeyi tekrardan yaşıyoruz.

ati 1955 Yaz re: 2. Bölüm / ŞEHİTLERİN HUZURUNDA ENFES BİR TUR
tarih Tue, Jun 3 2008 15:14

Bu bölge'ye bir tur yapmayı hep düşünmüştüm, Fakat siz gerçekleştirmişsiniz, çok tebrik ediyorum.

Ayaklarınıza sağlık.

Atilla Akagündüz

İzmir Bisiklet derneği kurucu üyesi

Hüseyin Suda Yaz re: 2. Bölüm / ŞEHİTLERİN HUZURUNDA ENFES BİR TUR
tarih Tue, Jun 3 2008 15:52

Atilla Bey, sonbaharda bir kez daha aynı turu yapmak istiyorum, belki hep birlikte bol katılımlı bir organizasyon yaparız.

Sevgiler...

Fatih Güçlü Yaz re: 2. Bölüm: Şehitlerin Huzurunda Enfes Bir Tur
tarih Thu, Jun 5 2008 1:34

Yorumlarınız esirgemeyen değerli dostlara çok teşekkürler ederiz. Özellikle Can Demirel dostumuz ve sevgili Behçet arkadaşımız turmuz boyunca bizleri arayarak destek vermişlerdir. Onlara ayrıca buradan kocaman bir teşekkür.

Yani fotoğraflar yaptığımız turun güzelliğini bir nebze yansıtıyor diyebilirim. Çünkü bu turu yaşamak lazım. O eşsiz manzarayı görmek  o enfes doğayı ve doğanın muhteşem kokusunu hissetmek lazım diyorum. Umarım o kutsal diyarlara bir gün hep birlikte gideriz sevgili sotlarım. Sizinle birlikte pedallamak bizler içinde ayrı bir zevk çünkü, sağolunuz varolunuz.

Sevgilerimle

MFG(+)

MOTIVATOR

Mustafa Yeniçeri Yaz re: 2. Bölüm: Şehitlerin Huzurunda Enfes Bir Tur
tarih Thu, Jun 12 2008 11:39

Fatih ve Hüseyin;

sevgili kardeşlerim. Uzun zamandır gezi yazılarınızı okumak istediğim hallde fırsat olmamıştı. Ayağınıza kafanıza sağlık kendiniz ve biz okuyanlar için ne güzel bir iş yapmışsınız.

Sevgi ve selamlarımı iletir. Devamını dilerim. Görüşebilmek üzere.

© 2007-2008 bisikletciler