Değerli bisikletciler ailesi merhaba;
Mustafa hocam ile birlikte daha önce yapmış olduğumuz Belen kahvesi gezimizi sizlerle tekrar paylaşmak istedim. Amacım Muğla ilimizin kültürel miraslarını siz değerli arkadaşlarım ile paylaşmak ve yaşatmak.
18.11.2006 Cumartesi günü Mustafa hocam ile birlikte Muğla'ya 25 km. uzaklıktaki Yatağan ilçesine bağlı şimdiki adıyla Çaybükü eski adıyla (Gevenez) Köyüne ve Ormancı türküsünün konu geçtiği Belen kahvesine bisikletlerimiz ile gitmekti. Elimizden geldiğince fotoğraflayıp siz değerli dostlarımızla paylaşmak istedik. Dönüş sırasında gece çektiğimiz fotoğraflar makinenin ayarlarından dolayı istediğimiz gibi çıkmamış şimdiden özür dilerim...
Muğla çıkışında Mustafa hocam ile birlikteyiz.
Yaklaşık 17 km sonra Belen kahvesi yol ayrımındayız.
Yolumuza Bahçeyaka köyünün içerisinden davam ediyoruz. Muğla’dan bu yana
650 m yükseklikten yaklaşık
350 m ye kadar inişle rahat bir şekilde geldik. Bahçeyaka köyü yol ayrımından sonra köyün bitişiyle birlikte bizi yaklaşık
1,5 km lik oldukça dik bir çıkış bekliyor .
Pedallara asıldıkça Belen kahvesine yavaş yavaş yaklaşıyoruz.Köyün hemen girişinde Yatağan termik santralına, ocaklardan kömür taşıyan raylı sistem karşılıyor bizi.
Arka planda tam tepede iki çam ağacının hemen sağında köyün en yüksek noktasında Belen kahvesi görülüyor.
Nihayet Belen kahvesine ulaşıyoruz.
Ormancı türküsünün hikâyesi ve sonrada kahveden fotoğraflar.
Çaybükü (Gevenes) Köyü’nde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak, ağa çocuğudur. Mustafa’nın en yakın arkadaşı Köy Muhtarı Tevfik Cezayirlidir. Her akşam köy kahvesinde “dama” maçı düzenleyen iki arkadaşın iddialı ve dostça karşılaşmaları kahvehanedekiler tarafından da ilgi ile izlenir.
1946 yılının bir Temmuz gününde, Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayirli, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında “Sarı Memet” lakaplı Orman Memuru Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur.
Bir gün önce, komşu olan Çiftlik Köyü’nde yangın çıkmıştır. 1946 seçimlerinin evrakı Yatağan’a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan’a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Muhtar Cezayirli, “Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem” diye cevap verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli, “Ayıp ediyorsun Mehmet, bize müsaade et” der.
Ormancı kahveye geri döner, dama masasını bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak, bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler, ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak’ın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak, yerinden kalkar, ormancının üzerine yürür.
Ormancı Mehmet, kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak’ı kolundan yaralar. O zaman, Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için, belindeki tabancayı çıkarır, yere doğru ateş eder. Muhtar, ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat Mustafa tetiği çoktan çekmiştir... Ormancı Mehmet İn, bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye, bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil, kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn, yere düşer. Arka cebinde tabaka olduğu için, ona bir şey olmaz. Ama Mustafa Şahbudak, kaza kurşunu ile dostu Tevfik’i vurmuştur.
O günlerin imkânsızlıkları içerisinde Tevfik’i, tahta bir sal üzerinde köyden 25 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi’ne götürürler. Tevfik, çok kan kaybetmektedir. Mustafa, Doktor Veli Bey’e, “Babamın selamı var, bu adamı iyileştir” diye yalvarır. Doktor Veli Bey, “O ölecek, önce senin kolunu saralım” diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa’yı yanına çağırarak,”Ben ölüyorum, hakkını helal et” dedikten sonra can verir.
“BAY MUSTAFA” CEZAEVİNDE
Mustafa, en yakın arkadaşını öldürdüğü için teslim olur, 4 yıl ceza alır. Cezaevindeyken her gece Tevfik rüyasına girer. Ancak ormancıya kini gittikçe artar.
Bu acı olaydan sonra köyde kalamayacağını anlayan Mehmet İn, tayin ister, Kavaklıdere Orman Müdürlüğü’ne atanır. Aslen Marmarisli’dir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.
Mustafa Şahbudak, cezaevinden çıktıktan sonra, anılarla dolu o köyde yaşayamayacağını anlayıp, Muğla’ya yerleşir. Çok sevdiği, günlerini birlikte geçirdiği arkadaşı Muhtar Tevfik Cezayirli’yi öldürdüğünde, arkada 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakır. Muhtar’ın eşi Pembe, bu acıya dayanamayıp birkaç yıl sonra akli dengesini yitirir. Oğlunun biri İzmir’e yerleşir. Diğer oğlu ile kızı, köyde evlenirler ve hayatlarını orada sürdürmeye devam ederler.
Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa’ya bir gün arkadaşları, Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci, annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. Gevenes Köyü’nde yaşanan bu acı olay, Tahir Usta tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan, herkesin diline düşen türkü, ORMANCI’dır...”
Çıktım Belen Kahvesine Baktım Ovaya
Muğla-Yöre Ekibi-Nazmi Yükselen
Çıktım Belen Kahvesine Baktım Ovaya,
Bay Mustafa Çağırdı Da Dam'Oynamaya.
Ormancı Da Gelir Gelmez Yıkar Masaya,
Söz Anlamaz Ormancı Çekmiş Kafaya.
Aman Ormancı Yaktın Ormancı,
Köyümüze Getirdin Yoktan Bir Acı.
Köyümüzün Suları Hoştur İçmeye
Üstünde Köprüsü Var, Gelip Geçmeye.
Ormancı Da Beni Vurdu Hiç Mi Hiçine
Yazık Ettin Ormancı Köyün İki Gencine,
Aman Ormancı Yaktın Ormancı,
Köyümüze Getirdin Yoktan Bir Acı.
Gireniz'in Ortasında Değirmen Döner,
Değirmenin Suları Dağından İner.
Mustafa'ya Atılan Kurşun Tevfik'e Değer
Tevfik'imin Acıları Yürekler Deler
Aman Ormancı Yaktın Ormancı,
Köyümüze Getirdin Yoktan Bir Acı.
O yıllardaki adı Gevenes şimdiki adı ise Çaybükü olan Köyde bulunan Belen Kahvesi orijinal mimarisine uygun olarak restore edildi. Yörede çok sevilen ve söylenen ormancı türküsü artık ölümsüzleşiyor.
Muğla merkeze 25 km mesafede bulunan ve 59 yıl önce türkünün doğmasına neden olayın meydana geldiği Çaybükü Köyü, bundan böyle Belen Kahvesini görmeye gelen ziyaretçilere ev sahipliği yapacak.
Kahveden bazı görüntüler.






Türküde adı geçen "Çıktım belen kahveye baktım ovaya" Gevenez ovası.

Ben siler için kahveyi fotoğraflarken,baktım Mustafa hocamın rahatı iyi çaylar gelip gidiyor.
Hocam hadi bakalım bu kadar muhabbet yeter daha bizi bekleyen uzun rampalar var diyerek.
Hava kararmadan varalım Muğla'ya dedim ve kaldırdım hocamı dama oynamadan masadan.
Hemen yola koyulduk zira hava kararmaya başlamıştı ana yolda seyredeceğimiz için daha dikkatli olmamız gerekiyordu.Sadece bizim değil kara yollarındaki her sürücünün dikkatli olması ve kurallara uyması gerekir diye düşünüyorum.

Sevgili dostlarım gezimiz akşam karanlığında son buldu. Çok keyifli kültürel bir gezi oldu. Katılımından dolayı Mustafa hocama teşekkür ediyorum. Muğla’ya yolu düşen tüm dostlarımızın Belen kahvesini görmesini çay içerken Ormancının türküsünü dinlemelerini ve dama oynamalarını isterim...
Saygı ve sevgilerimle
H.Can Demirel
bisikletciler
Posted
May 13 2008, 02:05 PM
by
H. Can Demirel