
Bir iki dakika içinde Tuğrul’da aramıza katılıyor. Yollar bizim, kimseler yok. Hedefimiz Pendik, mesafe bulunduğumuz noktadan gidiş dönüş yaklaşık olarak 36 Km. Saat 09:30 gibi eve dönüp Pazar kahvaltısına yetişmek istiyoruz…

Sabah rüzgarına karşı pedal basıyoruz, mis gibi deniz kokuyor, ciğerlerimiz bayram ediyor. Kartal’a yaklaştıkça denizden esen rüzgarla hava daha da temizleniyor.

Kısa bir su molası veriyoruz. Yolun başında hızımızı belirliyoruz. Ortalama 21 Km. ile gitmeyi planlıyoruz ancak yol boyunca Mehmet ağabey’i yakalamakta güçlük çekiyoruz. Sık sık arkadan seslenerek onu yavaşlatmaya çalışıyoruz…

Geçen haftalarda yaşanan şiddetli lodos fırtınası sahil bisiklet ve yürüyüş yollarını ciddi anlamda kirletmişti. Bu kirlilik yol süpürgeleri ile temizlenmiş ancak içtikleri meşrubat şişelerini kırmaktan büyük haz duyan ve bunun için özellikle de bisiklet yolunu tercih eden sevgili İstanbullu hemşerimizin kulaklarını çınlatıyoruz. Sahil bisiklet yolunda çam kırıkları dışında da birtakım aksaklıklar var. Örneğin iniş çıkış rampalarının yarım bırakılmış olması gibi. Bunların da kısa sürede çözümleneceğini umarak ve dikkat ederek yolumuza devam ediyoruz.

Güneşin yükselmesiyle birlikte hava biraz ısınıyor. Pendik’te mola vermeden geriye dönüyoruz. Bu sefer rüzgarı da arkamıza alıyoruz. Karınlar yavaş yavaş zil çalmaya başlıyor. Sıcak bir sabah çayı içmek artık kaçınılmaz oluyor ve Avşar Cafe’ye uğrayıp kısa bir mola veriyoruz… Sonrasında yola devam ediyoruz. Gölgelerimizi takip ediyoruz… Soldan sağa Mehmet-Hüseyin-Tuğrul…

Korkmayın sakın en sağdaki benim. Bu kare günün tek toplu resmi olarak kayıtlara geçiyor.

Bu da benim gölgem…

Çok güzel geçen bir sabah turunu tamamlayıp hedeflediğimiz saatte kahvaltı sofralarımızdaki yerimizi alıyoruz. Sağlıkla ve bisikletle kalınız…
Posted
Nov 24 2007, 06:44 PM
by
Hüseyin Suda